Dr. Önder Halisdemir Röportaj- Nisan 2019 Forbes

Önder bey önce sizinle başlayalım. Siz finans sektöründe yenilikleri ile tanıdığımız, çok genç yaşta banka CEO’luğuna yükselen ve uzun yıllar görev yaptıktan sonra yine çok genç yaşta görevinizden ve sektörden ayrıldınız. Bu kararın arka planı nedir?

İş yaşamına orta öğrenim yıllarımda ticaretin okulu sayılan Sultanhamam ve Kapalıçarşı piyasalarında başladım. Sürekli eğitim hayatı yanında ticareti de yürüttüğüm için kâğıt oyunları dahil hiçbir oyun bilmeyerek büyüdüm. Mezuniyetler sonrası ticareti bırakıp bir profesyonel olarak bankacılık sektöründe giriş pozisyonundan 1995 yılında işe başladım. Türkiye’de patronun akrabası dahi olsanız en alt pozisyondan gelip kariyerinin 12. Yılında genel müdür olan başka bir örnek yok. Bu performansta belirleyici olan ise ticaretin okulunda yetişmemdi. Sözün değerini, ticaretin raconunu, zaman yönetimini, işe saygıyı ve parayı genç yaşta  yoğrularak öğrendim. Bu yoğrulmuşlukla bir yerde çalıştığınızda işe bakış açınız, iş tutuşunuz herkesten farkı oluyor.  Bunlar beni bankacılık gibi muhafazakâr bir sektörde genç yaşta genel müdürlüğe taşıdı. Ancak bu yaşamın maliyeti de var. Oyunsuz geçen bir gençlik, tatilsiz geçen yıllar, özel ve aile hayatınızı ihmal ettiğiniz bir 12 hatta öncesiyle 20 yıl. CEO olduğumda kendime bir söz vermiştim. Her zaman çok inandığım aynı görevde maksimum 8 yıl kalmak ilkesine uyacak ve artık bir mola verecektim. Gerçekten de patronu bir yıl önceden bilgilendirerek 8. yılımın sonunda helalleşerek ayrılabildim. Bu esnada başında bulunduğum bankada kurduğum ekiplerle bankanın varlıklarını sektörde görülmemiş şekilde 100 kat büyütmüş, ülkenin en büyük yatırım bankası haline getirmiş, aynı zamanda ülkenin ilk dijital bankası ve tüm bankalar arasında en karlı 5 bankasından biri olmuştu. Ayrıca bankayı kurum içi girişimcilik örnekleri olarak, banka-holding yapısına dönüştürerek altında Passolig dahil 8 tane alanında lider Fin-tek kurmuştum. 4 ülkede de farklı operasyonlar yönetiyordum. Özetle özel hayatın olmadığı bir 8 yıl daha ekleyin. Her birinin banka dahil ismini verdiğim, işini kurguladığım, başlarına genel müdürlerini atadığım, çocuklarım sayılacak işleri bırakmak kolay değildi. Cefasını çektiğim işlerin sefasını sürmem bekleniyordu ancak bu karar yıllar önce verilmişti ve her biri artık ben olmadan işleyebilecek kurumsallık düzeyine sahipti.

Profesyonel Yaşamınızı arıyor musunuz? İş yaşamına dönecek misiniz?

 Hep alanının en iyilerinden, insani vasfı yüksek patron ve yöneticiler ile çalışmak ve yanlarında gelişmek kısmet oldu. Ekiplerimde yer alan arkadaşlar da özel sektör ve kamuda üst pozisyonlara geldi veya kendi başarılı işlerini kurdular. Yönetici olduğum işlerde ayrıldıktan sonra ekibimden birinin yönetici veya CEO olması, oluşturduğum işlerin hala kurum kazançlarında önemli yer oluşturması çok keyifli.

Tüm bunları birçok insanın yeni CEO olduğu 45 yaşımda ardımda bıraktım. Genç yaşımda bunların deneyimlediğim için hayata karşı şükür ve minnet duyguları içerisindeyim.Ara verdiğim iki senede de özel hayatımı tamamladım. Sürekli araştırma ve okumalarıma devam ediyorum. İş adamları ve girişimcilerle bir araya gelmekten çok besleniyorum. Hala biri bir yenilik yapacaksa veya işini büyütecekse gelip bulur istişare eder.Yabancıların sabbatical dedikleri arayı patronlar dahil herkesin verebilmesi, kendi bardaklarında yer açması lazım. İş yaşamına döner miyim? Ülkemizdeki kullanılmamış kapasiteler, yaşanan değişimlere cevap veremeyen işlerin tekrar beni heyecanlandırmaya başladığını hissediyorum. Demek ki aranın sonuna geliyoruz.

Çalışılması zor biri misiniz?

Zor ve büyük işleri zor denilen adamların yaptığını gördüm. Yeni bir işin önce iş ve sistem mimarisini sonra UX denilen kullanıcı tecrübesini oluşturur, isim ve sloganını bulur, kaynağını yaratır, çoğu zaman gerektiği için yasal alt yapısını kaleme alır, karar verici ve paydaşlarda lobisini yapar, kurumsal iletişimini planlar ve sahada icra ederim. Bu aşamalardan sonra iyi bir yöneticiye verip başka bir konuyla ilgilenirim. Hep güçlü ekipler ile çalışmayı tercih ettim. Ancak yeni bir iş söz konusu ise işin lideri olarak her bir ekip üyesinin işini onlar kadar bilmeniz gerekir ki bilgi ve icra arbitrajı doğup konu planlanmayan bir yere sürüklenip zaman ve kaynak israfına yol açmasın. Bu zor olarak algılanmanıza yol açabilecek belli bir disiplini, detaycılığı ve netliği beraberinde getiriyor. Kendim kadar işiyle dertli birini yetiştirdiğimde veya karşılaştığımda yalnızca yolunu kolaylarım. Benimle çalışan arkadaşlar hep muadillerine göre maddi olarak çok iyi koşullarda çalışmış, hızlı sayılabilecek şekilde yükselmiştir. Mümkünse en liyakatlileri ile çalışmayı tercih eder ben de -varsa- zorluklarını görmezden gelirim. Benim için ön planda olan karakter zorlukları değil, yaratılacak değere ve iş sonuçlarına yapılacak hizmettir. Sonuçta eş seçmiyor iş yapıyoruz.

2017 Yılı sonunda sivil toplum kuruluşu olan Finans Kulüp’ün Başkanlığına seçildiğinizi duyduk.

“Finans Kulüp” olarak bilinen “Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı’nın” zaten 15 yıldır üyesi olarak katkı vermeye çalışıyordum. O zamanki başkanımız Hazine Müsteşarı Sn. Tevfik Altınok, artık sen sürdürür müsün diye sordu ben de emredersiniz dedim. Tevfik Bey bizler ve pek çok kimse için devlete hizmetin ete kemiğe bürünmüş halidir. Kendisinden herkes gibi çok şey öğrenmiş ve öğrenmeye devam etmekteyiz. Sağ olsun Vakıf yönetimi de destekleyince yönetim kurulu başkanlığına seçildim. Sivil toplum ülkemizde az bilinen çoğunlukla da yanlış anlaşılan bir olgu. Gelişmiş ülkelerde bireylerin ortalama 6 sivil toplum kuruluşu üyeliği oluyor. İş, sosyal çevre ve yaşamını STK’lar ile örüyor. Şimdi tabi bir de başkan olma sorumluluğunu alınca bilgi, birikim ve becerilerimi artık Finans Kulüp için değerlendiriyorum. Yıllarca emek verdiğim finans sektörünün yöneticilerinin oluşturduğu tek STK’sı olması da benim için ayrı bir onur ve keyif.

Finans Kulüp’ün yol haritası nedir?

Zamanın ruhuna uygun, heyecan duyacağım ve sektörün çizgilerini gözönüne alarak bir yol haritası oluşturdum. Bu haritayı finans sektörünün önde gelen isimleri ile paylaştım, sağ olsunlar onca yoğunluklarına rağmen yeni yönetim kurulunda yer aldılar. Sonra bu yol haritasını banka CEO’ları ile paylaştık. Onlar da destek olmak istediler ve kurumlarını kurumsal üye yaptılar. Bugün özel, kamu, yabancı olmak üzere pek çok önde gelen banka ve finans kurumu ve yöneticisi Finans Kulüp’ün üyesi haline geldi. Amacımız “Türkiye’nin finans kapasitesini geliştirmek ve Finans Profesyonellerinin etkileşimi ve gelişimini sağlamak.” Bu amacımızı gerçekleştirmek için kapsamlı bir yol haritamız ve kurumsal kaynak planlamamız var. 8-12 ay içerisinde Türkiye, 18-24 ay içerisinde de Dünya’da Türkiye’de finans deyince önde gelen bir yapı ortaya koyuyoruz.

Öncelikle 81 şehrimizde banka şube müdürlerinden temsilciler oluşturmaya başladık. Bir yandan da dünyadaki finans merkezlerinde çalışan arkadaşlar ile temas ettik, New York’tan Singapur’a  hemen tüm merkezlerde temsilcilerimiz oluşuyor. Yapmakta olduğumuz Türk finans profesyonelleri arasında bir ağ oluşturmak ve sonra da bunu bağa dönüştürmek.

Ulusal ajansımızın onayıyla Avrupa Birliği fonlarından da faydalanarak projeler üretiyoruz. Halihazırda Afyon ve Uşak Sanayi ve Ticaret odaları ile gerçekleştirmekte olduğumuz “Kobi Akademisi” projesini 81 şehrimize yaygınlaştıracağız. Kobilerin finansa erişimini arttıracak bu projeyi çok önemsiyoruz.

Çok önemli diğer bir adımımız mesleki yeterlik kurumu ile yaptığımız protokol çerçevesinde Finans Kulüp himayesinde bankalarımızla çalıştaylar düzenleyerek sektörde ilk defa meslek standartlarını oluşturmaya başladık. İlk meslek standardımız bu sene yayınlanacak.

Şimdiden Finans Kulübün parçası olan herkes çok heyecanlı.

Son olarak 21. yüzyılın genel müdürlerinin/üst düzey yöneticilerinin hangi kalifikasyonlara/donanımlara sahip olmaları gerekiyor sizce?

 Duygusal zekâ ve durugörü en kıymetlisi. Çok fazla bilgi, esinlenecek çok fazla form ve gelişme var. Bunları takip etmeye çalışmak gerekir ki “İş Gustoları” oluşup, gelişsin. Artık hayat kimsenin, hiçbir şirketin ve ülkenin kendi etrafında dönmüyor. Zamanın ruhunu yakalamak gerekiyor. Çok fazla gürültü ve gelişme karşısında trend okuyabilmeleri ve yakalayabilmeleri için durugörü becerilerini geliştirmeleri gerekiyor. Yönettikleri işlerin geleceğini tahmin etmek yararsız. Her şey olabilir. Dolayısı ile kaynakları, ne olabileceğini tahmin etmek yerine, ne olduğunda ne yapmak gerektiğine dair acil durum planlarına ayırmak önemli. Asla yaptıklarına âşık olup takılı kalmamaları gerekiyor. Bir iş piyasaya çıktığı an eskidir. Bir zaman öncesi kaynak ve düşüncelerin ürünüdür. Yeni işler için de gelişen bir dip akıntıyı fark edip yakalayıp üzerinde sörf yapıp, o akıntı sonlanmadan başka bir akıntıya geçmeleri gerekiyor. Peşinden gittikleri çocuksu merak duygularını hatırlamaları ve kaşif olmaları gerekiyor.  İşleri zor bir o kadar da eğlenceli.