G20 Ülkeleri İzleme Notu

G20 Ülkeleri İzleme Notu

Dr. Veyis Fertekligil

 

IMF tarafından hazırlanan “G20 Ülkeleri İzleme Notu”ndan Başlıklar

IMF tahminlerine göre küresel büyüme 2019’de dibe vurduktan sonra bu yıl toparlanmaya başlayacak ancak bu toparlanma oldukça kırılgan. Sanayi ve imalat sektörü, sektöre ilişkin belirsizliklerin ve kendine özgü şokların azalması ve 2019’daki parasal gevşeme önlemleriyle birlikte daha istikrarlı bir yapıya doğru yönelmekte. Bununla birlikte küresel büyümede beklenen artış – 2019’da yüzde 2,9’dan bu yıl yüzde 3,3’e kadar -oldukça kırılgandır. Bu artışta daha önce kriz geçirmiş veya beklentilerin altına büyümüş ekonomilerin toparlanma beklentisinin payı bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki büyümenin ise durgun kalması beklenmekte. Çin’de büyüme, koronavirüsün yayılmasıyla kesintiye uğradı ve gelişmekte olan ekonomilerdeki büyüme beklentileri yaşam standartlarını anlamlı olarak iyileştirmek için çok zayıf kalıyor. Orta vadede, büyümenin tarihsel ortalamaların altında kalacağı öngörülmektedir.

Küresel görünüm üzerindeki aşağı yönlü riskler önemli olmaya devam etmekte. Toparlanma, ticaret gerilimlerinin yeniden artış göstermesi veya koronavirüsün daha fazla yayılması gibi risklerde hızlı bir yükselmeyle duraksayabilir.  Çok taraflı ticarete yönelik olumsuz uygulamaların artması ve buna bağlı olarak yaşanacak ekonomik bölünmeler de orta vadede büyümeyi azaltabilir. İklim ile ilgili daha sık görülen doğal afetler, ekonomik zararın genişlemesine ve faaliyetlerin azalmasına yol açabilir.

Kalıcı bir toparlamayı desteklemek için, politika yapıcılar iç politika önlem seçeneklerini dikkatle dengelemelidir. Bazı ekonomilerde genişleyici parasal politika ile mali gevşeme, daha derin bir yavaşlamanın önlenmesini sağlamış ve faaliyetleri desteklemeye devam etmiştir. Öngörülen toparlanma oldukça kırılgan olduğundan, politika desteğini çok hızlı geri çekmemek önemli olacaktır. Düşük enflasyon, birçok ekonomide para politikasının buna uyumlu olmasını gerektirmektedir. Maliye politikası potansiyel büyümeyi teşvik etme, borçların sürdürülebilirliğini sağlama ve hassas grupları koruma gereksinimlerini dengelemelidir. Politika yapıcılar mali alanın izin verdiği ölçüde, potansiyel büyümeyi artırmak için verimliliği artıran yatırımlar için düşük faiz oranlardan yararlanabilirler. Yine de, uzun süreli düşük faiz oranları, makro ve mikro ihtiyati politika ihtiyacını yoğunlaştırarak kırılganlıkların artmasına neden olmuştur.

Orta vadeli büyümenin hızını ve kapsayıcılığını artırmak için hem mali, hem de yapısal politikalardan yararlanmak gerekmektedir.  Yüksek kaliteli eğitime ve sağlık hizmetlerine erişimi arttırmak için, yeniden önceliklendirme yapılması da dahil olmak üzere mali harcamaların artırılması, daha eşit fırsatlar sunabilir. İşgücü ve ürün piyasası reformları, işgücü verimliliğini artırarak, işsiz insanların bir iş bulma yeteneğini ve teşviklerini güçlendirerek ve ileri düzeyde düzenlenmiş sanayi sektörlerine giriş engellerini azaltarak orta vadeli büyümeyi destekleyebilir. Bu tür mali ve yapısal politikalar birleştirildiğinde, büyümeyi daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha dengeli hale getirmeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda gelecekte daha eşitlikçi bir toplum oluşturabilirler.

Bugünün en temel zorluklarının çoğu küreseldir ve küresel çözümler gerektirir. ABD ve Çin arasında “Aşama 1” anlaşması -ticaret geriliminin artmasını engellemeye yönelik bir adım oluştururken-, yönetilen bir ticaret oluşturmaktan kaçınmalı ve çok taraflı ticaret sisteminde reform için toplu çabalarla tamamlanmalıdır. İklim değişikliklerinin etkisini azaltma ve bunlara uyum sağlamayı daha etkili ve daha az maliyetli hale getirmek için de işbirliği gereklidir. Uluslararası kurumlar vergisi, finansal düzenleme, borç şeffaflığı, yasadışı finansal akımlar ve küresel finansal güvenlik ağının yeterliliği ile ilgili konuları ele almaya yönelik küresel çabalar, büyümeyi gelecekte daha sağlam ve daha kapsayıcı hale getirecektir.

 

 

Küresel Ekonomiye Yönelik Riskler

Bir cevap yazın